-Nasıl yapabiliyorsun? Çelik gibi iraden var resmen.
-Sen de yapabilirsin. Hatta herkes yapabilir. Sadece neyi neden yaptığını bilmek gerek.
-Kaç kez denedim ama olmadı. Bence sen doğuştan şanslısın. Keşke benim annem de beni böyle yetiştirseydi.
Bahar’ın sadeleşme çabası hüsranla sonuçlanmıştı. Kuzeni Sedef’e her gittiğinde onun yaşam tarzına özeniyor, yeni kararlar alıyordu. Ama her girişimi pazartesi başlanan, salı günü bozulan diyetler gibiydi. Bir türlü başarılı olamıyordu.
Geçen ay Sedef ablasında toplanmışlardı. Bu örnek insan bu sefer de sadeleşme hareketi başlatmıştı. Evinde kullanmadığı ne varsa elinden çıkarmıştı. Evi gerçekten de çok sadeleşmişti. Aslında eskisinden bile huzurlu görünüyordu.
O akşam eve gittiğinde her şey gözüne fazla göründü. Eşyalardan hareket etmeye yer yoktu resmen. Tüm dolaplar, çekmeceler tıka basa doluydu. Sosyal medyadan etkilenip aldığı, hiç kullanmadığı mutfak eşyaları… Bir heves aldığı ama bir kez bile giymediği o yelek… İki yıl önce moda olan ama şimdi esamesi okunmayan sandaletler… Sedef’in baktıkça başı döndü. Eşyaların kalabalığından bir gürültü vardı sanki evde. Kulaklarını tıkadı. Baş dönmesi geçsin diye kanepeye uzandı. Ama kırlentler öyle çoktu ki… Zar zor uzandı.

Kendini toplar toplamaz aldı eline poşeti. Önce gardrobundan başladı. Eline geçeni poşete attı. Sonra banyoya girişti. Orayı da dümdüz etti. Daha mutfağa sıra gelmeden poşetler yığılmaya başladı. Yoruldu, oturdu. Biraz düşündü. Kıyafet poşetlerini açmaya başladı.
-Aslında bu pembe bluzu zayıflayınca giyerim.
-Bu kot bana çok yakışıyor.
-Bu kremi niye attım ki?
-Saç bakım yağının tarihi geçmemiş. Yarın saç bakımı yaparım.
Poşetlerdekilerin çoğu dolaplara geri girdi. Saatlerdir uğraşmıştı. Hiçbir şey değişmemişti. Üstüne üstelik çok yorulmuştu. “Boşu boşuna!” diye düşündü. Hep böyle oluyordu. Sağlıklı beslenmeye karar verdiğinde de böyle olmuştu. Çocuklara sınır koymaya çalıştığında, eşiyle ortak bir hobi edinmeye, işlerini son güne bırakmadan yapmaya… Hayatında memnun olmadığı şeyleri değiştirmekte başarılı olamıyordu işte.
“Elimden geleni yapıyorum oysa. Neden hiçbir şey değişmiyor?” dedi kendi kendine.
Peki ama Sedef nasıl yapıyordu onca şeyi? Yengesi çok disiplinli bir kadındı. Ama kardeşleri Sedef gibi değildi. Yani bu da açıklamaya yetmedi. Gerçekten de neden yaptığını bilmediği için mi böyle oluyordu? Mesela şu an acilen bir hobi edinmesi şart mıydı? Çocuklarına sınır koymayı, onlara haksızlık etmek gibi görüyordu içten içe. Böyleyken sınır koymak mümkün müydü? Sağlıklı beslenmezse ne olacaktı ki sanki?
Sedef mutlu ve başarılı bir insandı. Bahar da öyle olmak istedi. “Onun yaptıklarını yaparsam, ben de mutlu olurum.” diye düşünmüştü her seferinde. Ama şimdi anladı. Sedef neyi neden yaptığını çok iyi bilen biriydi. İnsanların övgüsü ya da yermesi onu hedefinden vazgeçiremezdi.
İnsan net değilse aslında hedefine giden yola henüz çıkmamıştır. Tersine mehter misali iki ileri bir geri gider durur. Çabaları, zamanı, enerjisi boşa gider.
Çünkü ancak net olanlar süreçte kalıcı olabilirler.
İnsana o netliği veren şey ise neyi neden yaptığını bilmesidir.
Bir yanıt yazın