Ayşegül uzun zamandır tatlıyı bırakmak istiyordu. Çünkü artık sağlığına zarar verdiğini günden güne fark eder oldu. Sabahları yorgun uyanıyor, gün içinde enerjisi düşüyor ve hep yorgun hissediyordu. Her denemesinde birkaç gün başarılı oluyor, sonra yine eski alışkanlıklarına dönüyordu. Bir gün kendi kendine, “Sorun iradem mi, yoksa bulunduğum ortam mı?” diye düşündü.
Cevabı çok geçmeden buldu.
Her hafta arkadaşlarıyla buluşuyorlar, masaya mutlaka kahve ve çeşit çeşit tatlılar geliyordu.
Bir akşam arkadaşlarından biri gülerek sordu:
“Haydi Ayşegül, bugün de mi tatlı yemeyeceksin?”
Ayşegül gülümsedi.
“İstemiyorum aslında.”
“Bir dilimden bir şey olmaz.”
“Geçen hafta da öyle demiştim.”
Masadakiler ısrar etmeye devam etti.
“Hayatın tadı tatlıda.”
“Kendini niye bu kadar sıkıyorsun?”
Bir süre sonra Ayşegül yine dayanamadı. Önüne gelen tatlıdan birkaç kaşık aldı. Eve döndüğünde kendine kızmıyordu ama önemli bir gerçeği fark etmişti.
“Aslında tatlıyı değil, ortamın alışkanlığını yiyorum.”
Ertesi gün bir karar verdi.
“Belli bir süre bu buluşmalara ara vereceğim.”
Başta zor geldi. Arkadaşları mesaj attı.
“Bu hafta da gelmiyor musun?”
“Biraz kendime zaman ayıracağım.”
“Abartıyorsun Ayşegül.”
“Olsun. Önce yeni alışkanlığımı oturtmam gerekiyor.”
Haftalar geçti. Evde şekersiz kahve içmeye başladı. Meyveyle yetinmeyi öğrendi. Canı tatlı istediğinde hemen yememeyi, isteğin geçmesini beklemeyi denedi. Her geçen gün bunun biraz daha kolaylaştığını fark etti.
Ancak zamanla başka bir şey oldu.
Telefonu eskisi kadar çalmıyordu.
Arkadaş buluşmalarının fotoğraflarını sosyal medyada görüyordu ama davet edilmiyordu.
İçinden hafif bir burukluk geçti.
“Demek artık beni çağırmıyorlar.”
Sonra kendi kendine sordu:
“Onlar mı değişti, yoksa ben mi?”
Cevabı düşündüğünden daha derindi.
“Aslında ben dönüştüm. Eski düzenin bir parçası olmaktan çıktım.”
Bir gün annesiyle sohbet ederken bunu anlattı.
“Anne, galiba arkadaşlarım benden uzaklaştı.”
Annesi tebessüm ederek şöyle dedi:
“Kızım, insan bazen kendini koruyabilmek için bazı ortamlardan uzak durur. Gerçek dostluk, bu süreçte de seni anlayabilendir.”
Ayşegül uzun süre bu sözleri düşündü.
Hayatta yalnızca yiyeceklerden değil, bize zarar veren alışkanlıklardan da uzak durmak gerekiyordu. Bazen alışkanlıklar insanların oluşturduğu ortamlarla besleniyordu. Ortam değişmeden davranış değişmiyor, davranış değişmeden de kalıcı dönüşüm gerçekleşmiyordu.
O gün günlüğüne şu cümleyi yazdı:
“Sakınmadan arınamazsın.”
Çünkü insan sadece neyi bıraktığıyla değil, neyin içinde yaşamaya devam ettiğiyle de şekilleniyordu. Bazen vazgeçmek, sadece bir yiyecekten vazgeçmek değildi; seni sürekli eski hâline çağıran alışkanlıklardan da uzaklaşmaktı. Vazgeçmek istediğin şeyden uzaklaşmadan da hayatından tamamen çıkaramıyordun.
Ayşegül artık biliyordu ki gerçek dönüşüm, iradenin yanında doğru çevreyi seçebilmekle başlıyordu. Bazı yalnızlıklar geçiciydi ama kazanılan güzel alışkanlıklar, insanın ömrüne eşlik edecek en değerli dostlardan biriydi.
Bir yanıt yazın