“Şu köşeye kadar daha yürüyeyim. Bacaklarım da çok ağrıdı dönsem mi acaba? Güneş ışığı da gözümü aldı, çok da terledim. Trafiğin gürültüsü de. Ne yapsam ki? Çok zor da çıktım evden.”
Yürüyordu ama ne yapmak istediğini bilmiyordu. Eve dönmek, bacaklarını uzatıp dinlenmekti hayali. Ama programına göre daha yürümesi de gerekirdi, hedefine ulaşamamıştı henüz. Bugün onu bu kadar zorlayan neydi?
Sabah yatağından alarmın sesiyle kalkmış, bir beş dakika daha diyerek alarmı ertelemişti. Tam içi geçmişti ki alarmın o gür sesiyle yattığı yerden fırlamıştı. Çarpıntısı olmuş, başı dönmüş biraz sersemlemiş, kendisine gelmesi zaman almıştı. “Madem kalktım, o kadar uyandım, uyuyamayacağım da bir daha” diye düşünmüş, hazırlanıp evden çıkmıştı.
“Bugün neden bu kadar zor!” diye tekrar ede ede devam ediyordu. “Ha gayret bir adım, bir adım daha.” Her adımı için kendisiyle pazarlık yapıyor, kendini motive etmesi gerekiyordu.
Kendi kendine “Tabi o kadar geç yatarsan olacağı buydu. İlk kez geç yatmıyorum ki. Alarmın sesi de çok korkuttu. Çok yoruldum bu ara. Bunların hiçbiri geçerli sebep değil. Ne o zaman? Bu kadar zorlanmamın sebebi ne? Kararsızlık. Evet kararsızlık. Net değildim. Netlik. Bu ara ne kadar da çok karşıma çıkıyor. Neydi o geçen okuduğum söz? Net değilseniz neydi ya? Net değilseniz yola çıkmamışsınızdır, evet böyleydi.” Sözü tekrar ede ede yoluna devam etti. İnsan bir yürüyüşe çıkarken dahi net olmadığında her adımını büyütüyordu. Her turunda iradesiyle karar vermesi gerekiyor ve bu da onu yoruyordu.
“Net değilseniz yola çıkmamışsınızdır” dedi tekrar.
Belki, bakarız, duruma göre… ne çok kullanılan kelimeler. Geçen bir arkadaşı onu seminere davet etmişti “Buralarda olursam belki gelirim” diye cevap vermişti. Ne demek istemişti gelecek miydi, gelmeyecek miydi? Arkadaşı “Net cevap ver, ona göre yer ayarlayacağım” demişti. Önce bir afallamış, aklına bahaneler gelmişti. Karşısındaki insan kırılmasın diye hayır diyemediği için geçiştirdiğini fark etmişti.
Bazen insan davete gitmek de ister “Söz vermeyeyim ama ayarlarsam geleceğim” gibisinden cümleler de çok kurar. İstemeden de olsa karşısındakini beklentiye sokar. Karşıdaki bekler, kendisi gitmek ister gidemez, zaten söz de vermemiştir. Yine de bu yanlış anlaşılmanın önüne geçemez. Halbuki niyeti iyidir, amacı mutlu etmektir ama tam tersi bir durumla karşılaşılır. Net olmadığı için daha arabayı yola sokmamıştır çünkü. Net olsaydı gitmek için elinden geleni yapmaz mıydı?
“İstediğim zaman dönerim, tamamlamak zorunda mıyım?” diye düşündü. “Ne kolay vazgeçiyorum! Ne değişik bir gün. Vazgeçmek, en ufak bir baskıda yolumdan dönmek. Hep bahane hep bahane…”
İnsan net olduğunda sürecine sımsıkı sarılır, onu hedefinden vazgeçirmek kolay değildir. Engellerle karşılaştığında, tıkandığında hemen başka çözümler üretir, yolunda yürümeye devam eder.
Ya net değilse? Her adımında tamam mı devam mı diye sorar. Arkadaşı gelir yürüyüşünden vazgeçer, sosyal medyaya dalar evini temizlemez, diyete başlar çikolatalı pastaya hayır diyemez…
Köşe başındaydı şimdi “Ne yapmak istiyorum? İki tur daha attıktan sonra eve döneceğim” dedi, rahatlamıştı. Hedefine ulaşmasına çok az kalmıştı.
Bir yanıt yazın