Bir Aile Meselesi

Aysu şehrin göbeğinde yeşillikler içindeki çocuk parkında oturmuş çocuklarını seyrediyordu. Güneş bulutların arkasından ara ara kendini gösteriyor, arkada uzaklardan trafiğin sesi geliyordu. Uzaklara dalıp gitmişti, küçük kızının eline dokunmasıyla irkildi. Oyuna ara vermenin telaşıyla hemen suyunu içip gitmişti.

Biri yedi, diğeri beş yaşında iki kızı vardı ve üçüncü çocuğuna hamileydi. İkisine yetişemediğinden yakınırken şimdi tekrar aynı serüveni başa sarıyordu.

İlk kızının doğduğu günü hatırladı. Herkes ilk torunun heyecanıyla toplanmıştı. Saatler süren beklemenin sonunda kucağına almıştı Elif’ini. Küçücük burnu, kocaman gözleri ile babasına takılı kalmıştı gözü… Elinden geldiğince hiçbir şeyini eksik etmemeye çalışmıştı. Onunla oyunlar oynamış, kıyafetlerini süslemiş, her anını fotoğraflamıştı. İşe başladığında anane ve babaanneler devreye girmiş, gündüzleri bakım konusunda desteklemişlerdi.

Anneliğe daha alışamadan ikinci çocuğunun haberini almıştı. Dokuz ayını zor bekleyen Sare bir gün sabaha karşı herkes uyurken dünyaya gelmişti. Bu sefer sadece eşi ve kendisi vardı bebeğinin doğumunda. İkinci çocukla beraber süreç biraz onu zorlamaya başlamıştı.

Elif daha çok küçüktü ve kardeşinin varlığını anlamaya çalışıyordu. Sürekli ağlayan, kendisine olan ilgiyi paylaşmak zorunda olduğu bir şey vardı. ‘Neden gelmişti ki dünyasına bu kardeş?’ bakışıyla bakıyordu. En ufak bir boşlukta kardeşini hırpalıyordu. O da çok küçük söylenmelerinin arasında aradan sıyrılıyordu.

Aysu içinse, işe başlama zamanı gelmişti. Gündüz evin büyüklerinin baktığı çocukların her istediği yapılıyordu. Kızları, akşam döndüklerinde sanki onları beklermiş gibi daha hırçınlaşıyorlardı. Birbirlerine karşı saldırganlaşıyor, dikkat çekmek için daha çok ağlıyorlardı. Bütün gün uzak kalmanın verdiği vicdan azabıyla da onların istediklerini yapıyorlardı. Bir süre sonra işin içinden çıkamaz olmuşlardı.

Akşamları evin içinde hep bir kaos, kargaşa vardı. Eşiyle kural koymaya çalışıyorlar ama gündüz onlar olmadığı zaman uygulanmayan kurallar çocuklar için bir anlam ifade etmiyordu. Çocuklarının üzerinde bir otoriteleri yoktu.

Zamanla Elif’in artan bir telefona düşkünlüğü oldu. Gündüz kendileri yokken sürekli ekrana bakıyor, akşam da bakmak istiyor. İzin vermezlerse ortalığı birbirine katıyordu. Bir iki gün vermiyorlar, sonra her defasında bir yolunu bulup telefonu alıyordu. İş yavaş yavaş çığırından çıkmaya başlamıştı. Elif sürekli telefonu almak istiyordu. Telefon olmadığında saldırgan, söz dinlemeyen bir çocuk olmuştu.

O dönemde balkonlarındaki yuvadaki serçe ve yavrularını gözlemleme fırsatı bulmuşlardı. Anne serçenin yavrularını beslemesini izlemek çok hoşlarına gidiyordu. Kuşlarla ilgili bir belgesel izlemişlerdi beraber. Kuşlar annelerini modelleyerek uçmayı, beslenmeyi öğreniyorlardı. Dalı eşelemesi, yemini seçmesi, uçacağı yüksekliği hep annelerinden öğreniyorlardı. 

Hayvanlar modelleyerek öğreniyordu, insanlar da öyle… Doğadaki bir canlı ona yol gösteriyor, adeta ne yapması gerektiğini söylüyordu.

Önce kendileri çocuklarına model olacaklardı. Onların yapmalarını istedikleri şeyleri kendileri yapacak, onlara sorumluluk vereceklerdi. Aysu kızlarına yaşlarına uygun küçük küçük görevler vermeye başladı. Mutfakta beraber vakit geçirmeye, birlikte tarifler denemeye başladılar. Herkesin yaşına uygun yapabileceği bir şey vardı.

Yapmamaları gereken şeylerde de durum aynıydı. Kural basit ve netti. Yasakladıkları şeyleri kendileri de yapmayacaklardı. İşe telefon ile başlamaya karar verdiler. Akşamları kendileri de telefonu ellerine almayacaklardı. Kızlarına telefonu azaltarak, haftada bir izin vererek değil direkt yasakladılar.

“Sakınmadığın şeyden arınamazsın.” diye söylemişti bir arkadaşı yaşadıklarını anlattığında. O zaman anlamamıştı ama şimdi çok iyi anlıyordu. İlk günler Elif onları çok zorlamıştı. Ağlama krizleri, vurmalar sonra pazarlık yapmalar ile geçen bir sürenin sonunda bu süreci atlattılar. Bu dönemde eşiyle uyumu, net olmaları ve taviz vermemeleri aile olmalarını sağlamıştı.

Şimdi parkta kızlarını izlerken o günleri düşünüyordu.

“Bir Aile Meselesi” için 3 yanıt

  1. Nursena avatarı
    Nursena

    Anne baba olarak netlik birlikte hareket etmek çocuklar üzerinde çok etkili. Anne baba arasında tutarsızlık olunca durum çok daha vahim oluyor. Bu yazı ne yapılması gerektiği konusunda güzel bir örnek oldu. “Sakınamadığın şeyden arınamazsın” bu cümleyse oldukça etkili ve düşündürücü🌸

    Loading spinner
  2. Rabia avatarı
    Rabia

    Bir anlasak aslında doğa bize ne güzel dersler veriyor, neler söylüyor, ne büyük problemlerimize çözüm sunuyor…

    Loading spinner
  3. Merve Çelik avatarı
    Merve Çelik

    “Her devrim kan, ter ve gözyaşıyla doludur.”

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner