– “Anne, yapacağım dedim!”
Ses kapıyı çarparken evin duvarlarında yankılandı. On üç yaş, bir çocuk için büyümenin bir anne için sabrın en ağır sınavıydı.
– “Sadece konuşmak istiyorum…” dedi anne, sesi yorgun ama kırılgan.
– “Konuşacak bir şey yok! Sen zaten hep karışıyorsun bana!”

Anne sustu. Yıllardır susuyordu aslında. Ağlamasın diye, üzülmesin diye, öfkelenmesin diye…
Her isteğe “Tamam”, her çıkışa “Boş ver” ve her saygısızlığa “Ergenliktir geçer” demişti.
Ama geçmemişti. Öfke büyümüş, saygı küçülmüştü.
– “Anne, çıkacağım.”
Anne’nin kalbi hızlandı. Şimdi evet dersem yine kaybolacağım, dedi içinden. Hayır dersem beni itip gidecek…
– “Hayır.”
Kelime dudaklarından değil, kalbinin en derin yerinden çıktı. Çocuk irkildi. ‘Niye durduruyor beni? Herkes serbest, ben neden değilim?’ Öfkesi kabardı ama altında başka bir şey vardı; görülme isteği…
– “Beni hiç anlamıyorsun!”
Anne bu cümleyi ilk kez duymazdı, ama bu kez içi yandı. ‘Keşke bilsen’, dedi içinden, ‘seni anlamak için kendimi ne kadar susturduğumu…’
– “Seni anlıyorum,” dedi yüksek sesle, “ama kendime de kulak vermek zorundayım.”

Kapı çarpıldı. Anne koltuğa çöktü. Ellerini dizlerine koydu, titredi. ‘Bu kadar zor olacağını bilseydim, yine de yapar mıydım?’ dedi içinden… Sonra başka bir ses yükseldi içinde; ‘Evet.’ Çünkü bu sevgiden kaçmak değil.
Çocuk odasında duvara bakıyordu. Eskiden böyle değildi, diye düşündü. Ne istersem olurdu. Ama o “olur”ların içinde hep yalnız hissetmişti. Şimdi ilk kez biri ‘dur’ diyordu. Bu kızdırıyordu ama aynı zamanda tutuyordu. Günler geçti.
Anne her sabah kararlılığını yeniden kuşandı. “Bugün de ağlayabilirim, ama geri dönmeyeceğim.” dedi kendine…
Çocuk daha hırçın oldu. Ama öfkenin altı yavaş yavaş çözüldü. Çünkü sınır, sandığından daha güvenliydi.
Bir akşam, sesini yükseltmeden sordu:
– “Gerçekten bırakmayacak mısın, dışarı çıkmama izin vermeyecek misin?”

Anne gözlerinin içine baktı. Bu kez korku yoktu.
– “Hayır. Ama seni yalnız da bırakmıyorum. Bak yanındayım…”
Çocuk başını eğdi. İçinden bir şey fısıldadı:
– “Demek ki hâlâ önemliyim.”
Zaman, iki yarayı da usulca sardı. Anne kendini geri aldı. Çocuk, kendini bulmaya başladı. Artık sorular bağırarak değil, çekinerek geliyordu.
– “Anne, sence doğru mu?”
Anne o an anladı; otorite, iki kalp arasına örülen bir duvar değil, ikisini de ayakta tutan bir çizgiydi.
“İki Kalp Arasında” için 13 yanıt
-
Çok zor bir yaştır eminim deneyimlemedim ama çok güzel anlatılmış. Otorite olabilmek zor ama olunca çok konforlu
-
Yolda bile çizgiler var otobanda , giderken daha güvende hissettiriyor.
Samimiyetimizin derecesine göre de sınırlar olmalı. Hem samimi hem sınırlı. Anne çocuk ilişkisinde ise denge taşları diğer ilişkilerden bambaşka. Çok güzel bir yazı olmuş. -
“Otorite, iki kalp arasına örülen bir duvar değil, ikisini de ayakta tutan bir çizgiydi.” çok doğru bir söz. Bayıldım anne olanlar veya anne konumundaki ablalar, teyzeler… toplanın nasihat tadında bir konu var. Aslında tüm ilişkilerimiz içinde bir ölçü ya. Düşündüm de her ilişkide otorite olmamız gereken konular illa oluyor. Otorite kavramının hakkını vermek gerek.
-
Otorite kurmak da otoriteye uymak da çok önemli. Bir otoritenin olması kişiye konfor verirken otorite sensen otoriten altındakilerini her açıdan düşünmen gerekiyor.
-
Bir ülkenin sınırları güvenliğini nasıl koruyorsa, ilişkilerdeki sınırlar da insanları öyle korur. Hatta günün sonunda insan kendi sınırlarını unutup kendi kendine zarar verdiğinde, tepki alacağını bile bile onu korumaya devam etmek de ancak annelerin altına gireceği bir yüktür.
-
otorite, iki kalp arasına örülen bir duvar değil, ikisini de ayakta tutan bir çizgiydi.
çok etkileyicibir erkek çocuk annesi olarak geç kalmış hissettim kendimi
-
Evet o otorite zamanında kurulmayıncq otorite yok olmuyor, otorite yer değiştiriyor, yani artık otorite çocukta oluyor.
O yüzden zamanında herkes kendi sınırlarını bilirse ilişkilerde büyük konfor sağlıyor.
-
Hayır diyebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu gösteren birisi olmuş Tebrikler.
Ergrnlik döneminde çocuklarla baş edebilmek, onları doğru yönlendirebilmek, bazen durdurabilmek gerçekten hiç kolay değil -
Evet o otorite zamanında kurulmayıncq otorite yok olmuyor, otorite yer değiştiriyor, yani artık otorite çocukta oluyor.
O yüzden zamanında herkes kendi sınırlarını bilirse ilişkilerde büyük konfor sağlıyor.
-
Çocuk yetiştirirken ebeveynlerin otorite olması her iki taraf için ne büyük konfor.
-
“Otorite, iki kalp arasına örülen bir duvar değil, ikisini de ayakta tutan bir çizgiydi…”
Gerçekten çok zorlayıcı bir dönem…Aradaki dengeyi korumak, sınır koymak, taviz vermemek….
Annem “Anne ol da anlarsın” derdi. Ahhh! Annem anladım anladım…! 😔 -
Ne gariptir ki o kadar bağırıp çağıran çocuk aslında her istediğinde istediği saatte çıkmış çocuktu… Hiç sınır konulmamıştı ama çok aşırı sınır konulmuş gibi yaygara koparıyordu.
-
6 yaşında ki kızımla olan çatışmalarım geldi aklıma… geçrekten sınır koyabilmek çok önemli, daha sağlıklı bir ilişki olabilmesi için…
Bir yanıt yazın