
BARDAK KIRILMADAN ÖNCE
İlişkilerde sakınmamız gereken yerlerden biri, yanlışa ne zaman tepki verdiğimizdir. Çoğumuz sonuçlara tepki veririz. Ses çok yükseldiğinde kızarız. Kalp gerçekten kırıldığında konuşuruz. Güven tamamen sarsıldığında sınır koyarız. Bir insan bizi defalarca ihmal ettiğinde değil, artık dayanamadığımızda “Böyle davranamazsın,” deriz.
Oysa bazen tepki vermek için sonuçları beklemek, kırılacak bardağı masanın kenarında seyretmeye benzer.
Eşi önemli bir konuda size ilk kez yalan söyleyen insan bekleyebilir ve sonra gerçek ortaya çıkar.
“Sonuçta kötü bir şey olmadı,” denilebilir.
Ama mesele o gün kötü bir sonuç doğup doğmaması değildir.
Mesele, ilişkinin güven alanına küçük bir çatlak açılmış olmasıdır.
Ya da karşıdaki insan öfkelendiğinde kişiye küçümseyici bir cümle söyleyebilir ve sonra sakinleşir.
Ertesi sabah hiç bir şey olmamış gibi davranılabilir.
Hayat devam eder.
“Boş ver, sinirliydi,” denir.
Gerçekten de o gün büyük bir şey olmamış olabilir.
Fakat insan ilişkilerinde bazı davranışların yanlışlığı, ortaya çıkardığı sonucun büyüklüğüyle ölçülmez.
Bazen davranışın kendisi yanlıştır. Çünkü tekrarlandığında nereye varabileceğini bilinir.
İşte sınır tam burada başlar. Birine sınır koymak için onun paramparça etmesini beklemek gerekmez.
Saygısızlığın büyümesini beklemeden saygısızlığa, küçük bir yalana alışmadan yalana veya sürekli ertelenmeye dönüşmeden ihmale… Hatta aşağılamaya dönüşmeden küçümsemeye tepki verilebilir. Üstelik tepki vermek kavga etmek değildir.
Bazen yalnızca sakince,
“Bu şekilde konuşulmasını doğru bulmuyorum,”
demektir.
Bazen,
“Bunun tekrar etmesini istemiyorum,” diyebilmektir.
Bazen de karşımızdakinin davranışını bizim sevgimizle sürekli telafi etmeyi bırakmaktır.
Çünkü insan tuhaf biçimde sonuca bakarak kendisini kandırabilir.
“Bir şey olmadı.”
“Bu seferlik böyle oldu.”
“Aslında kötü biri değil.”
“Büyütmeye gerek yok.”
Elbette her hatayı büyütmek de ilişkiyi yaşanmaz hâle getirir. İnsan hata yapar. Unutur, yanlış anlar, bazen istemeden kırar.
Buradaki mesele kusursuzluk değildir.
Mesele, hatayla örüntüyü birbirinden ayırabilmektir.
Bir davranış ilişkinin temel değerlerinden birini aşındırıyorsa, sonuç henüz küçükken fark edilmelidir.
Çünkü bazı yanlışların ilk sonucu görünmez.
Biraz güven eksilir.
Biraz saygı azalır.
Biraz yakınlık kaybolur.
Kimse o gün evi terk etmez.
Kimse “Her şey bitti,” demez. Fakat bardak masanın kenarına biraz daha yaklaşır.
Sağlıklı ilişkilerde insanlar bardak kırıldığında kimin suçlu olduğunu tartışmayı seçmez.
Birbirlerine daha önce şöyle diyebilirler:
“Bunu burada durduralım. Çünkü devam ederse bizi istemediğimiz bir yere götürebilir.”
Belki de ilişkilerde sakınmak tam olarak budur:
Her şeye tepki vermek değil, neyin büyümesine izin vermemek gerektiğini zamanında bilmektir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 5 tepki
Yorumlar (4)
Işılay C. dedi ki
17 Ekim 2026Günümüzün yaygın problemlerinden biri olan “sınırlar” için çok güzel bir ölçü olmuş. Bu ölçüyle hareket edebilmek ilişkilerde konforumuzu epey bir arttıracaktır. Emeklerinize sağlık 💐
Eylem dedi ki
17 Ekim 2026Düğme gibi aslında… Biraz söküldüğünü gördüğümüzde o an sağlamlaştırabiliriz ama önemsemediğimizde düğme kopup koybolabiliyor tıpkı ilişkilerdeki güven, saygı, huzur gibi…
Merve dedi ki
17 Ekim 2026“Tedbir, tehlikenin kendisinden daha önemlidir.”
Ne zaman, nasıl davranılması hakkında öyle güzel açıklamalar yapmışsınız ki okudukça zihnim rahatladı☺️M.Ateş dedi ki
18 Ekim 2026O kadar bizi anlatmışki. Geçmişte yaşadıklarım ve bugün yaşadıklarımşa birebir örtüşüyor…
