DOĞANIN SINIRLARI

Havaların ısınmasıyla birlikte serin yerlere doğru bir arayış başlar. Şehirden biraz uzak olsun, serince olsun… Belki biraz yüksekçe bir yerde olsun. Yolları jilet gibi asfalt olmak zorunda değildir; yamalı, eskimiş asfalt da olur. Yeter ki rengârenk yeşilliklerin arasında olsun.

Ağaçların bir kısmı gökyüzüne doğru uzansın. Kışın ardından baharı karşılayan dallar filizlenmiş, yeni çıkan yapraklar taptaze açık yeşile bürünmüş olsun. Öyle yükselsinler ki yere bir kilim serip uzandığımızda, gökyüzü yaprakların arasından güçlükle görünsün. Hafif bir meltem yüzümüze dokunsun; yapraklar rüzgârın ritmiyle bir sağa, bir sola salınsın.

Bir süre sonra fark ederiz ki yaprakların hareketlerinde bile bir ölçü vardır.

Sağa doğru esnerler ama belli bir noktaya kadar. Sola doğru eğilirler, yine belirli bir sınır içinde kalırlar. Kimi zaman daha az, kimi zaman daha fazla hareket ederler; fakat hiçbir zaman düzensiz değildirler. Hepsi görünmeyen bir kurala uyuyormuş gibidir.

İnsan gözlerini gökyüzüne dikmek isterken, bakışları ister istemez yapraklara takılır. Masmavi gökyüzüyle yemyeşil yapraklar adeta yağlı boya bir tablo oluşturur. Bulutlar ise bu tabloya ayrı bir derinlik katar. Her biri tek başına güzeldir; ama birlikte çok daha etkileyicidir. Yakından bakınca da güzeldirler, geniş açıdan bakınca da…

Şehrin yoğunluğu ve stresi, mecbur kalmadıkça katlanılacak gibi değildir. Bu yüzden her fırsatta doğaya kaçma planları yapılır. “Ne çalışmadan oluyor ne de sadece çalışarak… Hafta sonu gelse de biraz dışarı kaçsak.” diye geçirir insan içinden.

Doğa ise her zaman aynı netlik ve aynı cömertlikle huzur sunar.

Her hafta sonu, şehrin karmaşasına göre daha serin, daha dingin ve daha davetkârdır. Tertemiz havasıyla insanı rahatlatır. Her gidişte sanki içtenlikle kucaklar bizi. Ağaçların gölgesinde serinliği, huzuru ve sessizliği birlikte hissederiz. Yaprakların hışırtısı bu sessizliğe eşlik eder. Toprak ise her zaman serin ve sakindir. Üzerinde yalın ayak yürüdüğümüzde ayak tabanlarımızdan tüm yorgunluğu çekip alıyormuş gibi gelir. Bir gün rahatlatıp ertesi gün vazgeçmez. Hep aynı şeyi yapar. Hep huzur verir.

Ağaçlar rüzgârla birlikte eğilirken, “Bugün biraz daha fazla eğileyim.” ya da “Bugün rüzgâra karşı koyayım.” demezler. Rüzgârın şiddetine ve yönüne uyum sağlarlar. Hareketlerinin de bir sınırı vardır. O sınırlar içinde, aynı kararlılıkla varlıklarını sürdürürler.

Doğa, günlük hayatın koşturmacasından kısa bir kaçış gibidir. Her hafta sonu özlediğimiz, her fırsatta gitmek istediğimiz bir sığınaktır. “İşler yetişecek mi? Ödemeler yapılacak mı? Maaşlar yetecek mi? Ay sonu nasıl gelecek? Komşunun gürültüsüne bir şey söylesem mi?” gibi zihni kaplayan bütün kara bulutlar, doğaya adım attığımız anda dağılmaya başlar. Toprağa bastıkça, suyun sesini dinledikçe, ağaçların gölgesinde oturdukça…

Acaba doğa, bu kadar huzur vermesini netliğine ve kararlılığına mı borçlu?

Çünkü hep sınırları içinde yaşar. Kurallarını bozmaz. Her gün aynı düzeni korur. Belki de huzur, biraz da bu istikrardan doğuyordur.

İnsan ise huzuru kaçtığında sebebini her yerde arar. Sağına bakar, soluna bakar; koltuğun altına, dolabın içine kadar bakar ama çoğu zaman kendisini görmez. Davranışlarında net olmadığında huzuru da kaybolur. Seçimlerinde tutarlı ve kararlı olmadığında iç dengesi bozulur. Başarısı da bundan etkilenir. Sanki hayatını gösteren bir grafik çizilse, okun bir ucu yerdeyken bir anda göğe yükselir; ardından yeniden aşağı iner. Büyük zikzaklarla dolu bir grafik…

Oysa netlik, istikrar ister. Huzur için netlik gerekiyorsa, netlik için de kararlılık gerekir.

Karar verdikten sonra yapılması gereken şey bellidir: Karara sımsıkı tutunup yürümeye devam etmek…

Ve ardından gelen o derin huzur…

Tıpkı doğada olduğu gibi…

İnsanoğlunun doğadan öğreneceği daha çok şey var.

“DOĞANIN SINIRLARI” için bir yanıt

  1. Ayşe avatarı
    Ayşe

    Doğadan alınacak ne kadar çok ders var… İnsan da değişen şartlara uyum sağlamalı, ancak değerlerinden ve hedeflerinden uzaklaşmamalı.

    Çok güzel anlatılmış… Emeğinize sağlık

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner