“Sarah, Sarah,
Kızım, çiçeğim…”
Telaşla kızını arıyordu Melis. Kalp atışları hızlanmıştı. Sokakta bir o tarafa bir bu tarafa koşturuyordu.
Sarah ne zamandır arkadaşlarının çoğunda olan o tişörtü istiyordu. Bugünde onun için birlikte alışverişe çıkmışlardı.
Annesi çok önemserdi Sarah’ı. Bir dediğini iki etmezdi.
Çünkü kendisi çok zorluklar yaşamıştı. Kendisinin yaşadığı sıkıntıları kızının da yaşamasını istemiyordu.

Melis’in babası madende işçi olarak çalışıyordu. Annesi de ev hanımıydı. Bazı zamanlar evlere temizliğe giderdi. Üç kardeşlerdi ve en büyükleri Melis’di. Annesinin temizliğe gittiği günlerde Melis kardeşleri ile ilgilenirdi. Sobalı bir evde büyümüştü. Bütün kardeşler aynı odada yatar, oyunlarını oynarlardı. Misafirlerini o odada ağırlar, yemeklerini de orada yer sofrasında yerlerdi.
“Sarah, Sarah! “
Çıldırmış gibiydi Melis.
Şimdi buradaydı, yanında..
Birden nereye kaybolmuştu. Gözüyle hemen hızlıca çevresini taradı. ‘Kırmızı mont giymiş bir kız çocuğu’ zihnindeki görüntüyü arıyordu. Başı dönmüştü etrafında dönmekten. Yok yok yok!
“Polis polis!” diyordu, “lütfen polisi arayın” Aklını yitirmiş gibiydi. Telaştan eşini aramak aklına bile gelmiyordu. Sadece polisi arayın diyebildi.
Onu gören bir kadın “Hemen arıyorum hanımefendi,” demişti. Melis oturdu yerde, hüngür hüngür ağlıyordu. Onsuz ne yapacağım diyerek ağlıyordu…
Çok sıkıntı çekerek büyüdüğü için Melis, Sarah’ın sıkıntı çekmesine hiç dayanamıyordu. O hiç zorlanmasın, o mutlu olsun, o yorulmasın, o üzülmesinlerin ardı arkası bitmiyordu.
Sarah’ın babası avukattı. Güzel bir geçimleri vardı. Sarah’ı şehirdeki tek özel okul olan kolejde okutuyorlardı. Annesi her gün getirip götürüyordu okula kızını. Adeta yere bastırmıyordu ayağını.
Hayatın akışında kızının rahatını, konforunu, mutluluğunu öyle çok düşünüyordu ki. Artık başka bir şey düşünemez hale gelmişti.
Gün içinde zihninde hep kızı vardı? ‘Okulda ne yapıyordur?’
‘Başarılı mı?’
‘Okul çıkışı Sarah’ı piyano kursuna götürmeliyim.’
‘Etüt merkezinden almalıyım’
Akşam devam ediyordu…
‘Sarah yemek yedi mi?’
‘Susadı mı?’
‘Uykusunu iyi uyusun…’
Derken tek uğraşı Sarah olmuştu. Sanki bir döngüye girmişti. Kızını düşündükçe, onun için çabaladıkça başka bir şey düşünemez hale geliyordu. Fakat bu halinin farkında değildi ve bu yüzden tüm dünyası Sarah’tı.
Eşi, Melis’e bu durumun bir aşırılık olduğunu ve çocuğa yapabileceği görevler vermesi gerektiğini söylüyordu. Sarah’ında hayattaki görevlerini ve sorumluluklarını öğrenmesi gerekiyordu.
Bu konuda Melis’i defalarca kez uyarmıştı. Melis ise ‘ben sadece mükemmel bir anne olmaya çalışıyorum. Onun hayatını kolaylaştırıyorum. İnsanın çocuğunu koruyup kollamasının ne sakıncası olabilir ki.’ diyerek karşı çıkardı.
Her şey geçti aklından, eşinin her söylediği bir bir zihninde dolaştı. ‘Senin yüzünden bu çocuk hayata karşı beceri kazanamıyor.’, demişti bir keresinde. İşte şimdi çocuğu yoktu. O hiç bensiz bir şey yapamaz ki derken, uğultular uğultular…
Melis kendine gelirken, eşi ona sesleniyordu. ‘Aç gözünü karıcığım bak evimizdeyiz. Bak kim var yanımda diyordu.’ Melis gözünü açınca kızı Sarah’ı görmüştü. O an derin bir nefes aldı.
Sarah yan dükkandaki oyuncaklara bakarken dalmış ve annesini hatırladığı zaman da annesini bulamamıştı. Dükkandan çıkmış ama çarşının kalabalığında annesini bulamamıştı. Polisi görünce de babasının numarasını aramasını söylemişti.
Babası Sarah’a telefon numarasını daha ilkokula başlamadan öğretmişti. Fakat bugüne kadar hiç gerekmediği için kullanmamış, annesi de ezberlediğini hiç fark etmemişti.
Yaşadığı son korku Melis’i çok etkilemişti. Düşüncelere daldı. Gerçekten kendi kendine yetebilen bir çocuk yetiştiremediğini düşündü. İlkokula giden kızı hala kıyafetlerini annesi olmadan giyemiyordu. Saray’a hayatın içinden ona beceri katabilecek görevler vermeye niyet etti.
“Kıvamı Bileceksin” için 6 yanıt
-
Hiç yabancı gelmedi.😞
-
Bir çoğumuzun melis gibi davrandığı bu devirde çok güzel bir farkındalık yazısı olmuş.Üzerine düşündüğümde çocuklarımıza istemeden ne de çok zarar veriyoruz .Emeğiniz için teşekkürler…
-
Anne kızının ödeyeceği bütün bedelleri kendisi ödemiş. Rahatlık tuzağına alıştırmış.Kızına aşırlık boyutunda bağımlı hale gelmiş. Düşkünleşmiş.Kadın bu boyuttan çıkabilir😘Bilinci açılmış gerçeği görmüş.
-
Hayata yetişmiş, kendi yaşına uygun yaşamını devam ettirebilecek sadelikte beceri kazanmış evlatlar olsa evlerimizde ne güzel olurdu sanki 😊
-
Hiç bir zaman en iyi olamayacağız. ama elimizden gelenin en iyisini yapabiliriz.
duygulandım
ellerinize sağlık -
Günümüzün en büyük problemi sanıfım bu. Çocuklarımızı bizsiz dünyaya hiç hazırlamamışız. Sonra da çocuklar damdan düşer gibi hayatın zorluklarıyla başbaşa kalıyor…
Bir yanıt yazın