MERAKLI KEDİ

Kediyi öldüren meraktır derler ama merak doğru yerde ise öldürmek yerine kaliteli bir yaşam sunar.

Arka bahçedeki yaşlı elma ağacının dibinde asılı duran o tuhaf şeyi düşünüyordu. ”O da ne öyle” diye sormaktan kendini alamıyordu. Arada bir altına yaklaşıyor sonra geri dönüyordu. Daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Yere damlayan kokulu yapışkan şeyi kokluyor, başını kaldırıp içine giren çıkan arıları gözetliyordu.

Meraklı yavru kedi Patik, petek dokulu kovanı da büyük bir merakla izliyordu. Patik için hayat, her köşe bucağı koklamak ve her kıpırtıya pençe atmak demekti. Kovanın etrafında vızıldayan arıların ritmi dans etmeye benziyordu. Bu dans hem ürkütücü hem de karşı konulmaz bir oyun daveti gibi geliyordu.

Bir gün, “Şu vızıldayan kutunun içine baksam ne olur?” diye düşündü. Patik’in içindeki merak, onu sürekli gereksiz ve tehlikeli maceralara sürüklüyordu.

Yaklaşmak, doğruyu yapmak yerine, kendine zarar verip sonra arınmaya çalışacağı bir sürecin başlangıcı olacaktı.

Tam kovanın dibine patiğini uzatacakken, bahçenin eski kedisi Tekir’in gölgesi üzerine düştü. Tekir baba, Patik’i nazikçe ense kökünden tuttu ve onu güvenli bir mesafeye, bahçenin sakin, güneşli köşesine taşıdı. Patik şaşkınlıkla,

-“Neden oraya gitmeme izin vermedin?” diye sordu. Tekir baba, yorgun gözlerini kısarak yanıtladı:

-“Patik, hayatını arınmalarla geçirmek istemiyorsan, sakınmayı öğrenmelisin. O kovan, senin için bir üretim alanı değil, sadece acı bir tecrübedir. Eğer oraya elini sokarsan, pençen şişer, canın yanar ve günlerce iyileşmek için yerinden kıpırdayamazsın. Oysa oradan uzak durmayı seçersen, tüm o enerjini ve zamanını kelebekleri kovalamaya, tırmanma becerilerini geliştirmeye ve kendi dünyanı güzelleştirmeye ayırabilirsin.”

Patik, bir süre o vızıldayan kovanı uzaktan izledi. İçindeki o “bilme ve dokunma” dürtüsü hala oradaydı ama artık bunun bir “üretim” değil, sadece “tüketim” (zaman kaybı ve acı) olduğunu kavramıştı. Kovanın yanından uzaklaştı ve vaktini bahçedeki fareleri kovalayıp yeteneklerini geliştirmeye hatta güneşin altında dinlenip zihnini berrak tutmaya adadı.

Patik, o günden sonra “sakınmanın” ne kadar stratejik bir güç olduğunu anladı. Hayatını “kirlenip temizlenmekle” değil, başından itibaren “sağlıklı ve anlamlı bir rotada kalarak” oluşturmaya etmeye başladı.

Gördüğü diğer kedilere de Tekir babanın öğüdünü anlatırdı. Ama bazıları dinler bazıları ise merakına yenik düşerdi.  Meraklı kediler kovanın etrafında koşturup patileri ve yüzleri şişmiş halde acı içinde miyavlardı.

Söz dinleyen Patik bahçenin en huzurlu ve yetenekli kedisi haline geldi. Çünkü o, boş ve zarar verici maceralardan uzak durmanın, aslında kendini korumanın tek yolu olduğunu anlamıştı.

Sakınmak, Patik için korkaklık değildi. Hayatını gereksiz acılardan koruyup, enerjisini gerçekten üretken ve anlamlı olana yönlendiren en büyük cesaretti.

“MERAKLI KEDİ” için 2 yanıt

  1. Esma Bilge avatarı
    Esma Bilge

    Kaleminize sağlık, çok güzel olmuş:)

    Loading spinner
  2. Tuba Korkusuz avatarı
    Tuba Korkusuz

    Tekir Baba’dan her yolun başında lazım 🙂 Ama o yoldayken başımıza neler gelecek, diye öngörüde bulunmak herkese daha da lazım olan bir şey 😉

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner