‘’Anne bana da bu kitapları alır mısın, okumak istiyorum.’’
Ayşe’nin seslenişiyle incelediğim kitaptan başımı kaldırdım. Küçük kızım eline aldığı kitaplarla karşımda dikiliyordu. Gülümsedim, boyundan büyük ansiklopedi ve kitapları düşürmeden tutmaya çalışıyordu. Oysaki henüz dört yaşındaydı.
Eskiden olsa oyuncakları kollarına doldurur, bunları alalım diye tuttururdu. Şimdiki bu kitap merakının sebebi biz olmalıydık. Ahmet ile ben onu etkilemiştik anlaşılan.
Son zamanlarda Ahmet ile bir karar almıştık. Aslında büyük bir tartışmamız bizi bu karara sürüklemişti. Ahmet ile beş yıllık bir evliliğimiz vardı. Evliliğimiz güzel gidiyordu, bir konu hariç;
Onun akşamları eve geldiğinde telefonla uğraşmasından şikayetçiydim. Ve itiraf ediyorum ki, sürekli bu sebepten kavga çıkarıyordum. Ahmet’in de bu durum artık canını sıkmıştı.
–Bütün gün işte yoruluyorum, evde biraz oturmam sana batıyor. diyordu.
Mesele oturması değildi, bunu ona anlatamamıştım. Mesele sadece telefonuyla ilgilenmesi beni ve kızını ihmal etmesiydi. Ahmet’e kızıyordum ama bende ona benziyordum. Telefonumu eline aldığı gibi bende telefonuma dalıyordum. Saatlerimiz yan yana geçiyordu ama tamamen ayrı dünyalardaydık. Bu problem canımı sıkıyor, ikimizin arasında sessiz sedasız büyüyordu.
Konuşmaya karar verdim ve ona yapacağım konuşma için kendimi hazırladım. Onu sevdiğimi ancak bu evliliğin böyle sürmeyeceğini söyledim.
Ahmet ise bunu düşünmemiz gerektiğini söyleyerek bana bir teklif sundu. Birbirimize söz vermemizi artık akşamları ikimizin de eline telefon almamasını teklif etti. Teklifini seve seve kabul ettim.

O akşam ikimizde telefonları çekmeceye koyduk. Her şey çok güzel olacak sanıyordum. Oysa o akşam sıkıntıdan patlayarak saatlerin geçmesini bekledim. Bunu asla itiraf etmiyordum ama bende onun kadar bu durumu sıkıcı bulmuştum.
Böyle birkaç sıkıcı akşamdan sonra elime bir roman aldım ve roman okumaya başladım. Ahmet’te bir kitaba başladı. Yavaş yavaş akşamları okuma saatimiz oluşmaya başlamıştı. İkimizde kitap okuyor, okuduğumuz kitapları birbirimize anlatıyorduk. Bir süre sonra kendi düşüncelerimizden fikirlerimizden bahsetmeye başlamıştık.
Kendime hayret ediyor hem seviniyor hem çok üzülüyordum. Çok severek evlendiğim Ahmet’i yeni yeni tanımaya başlıyordum. Onun hayata dair düşüncelerini hiç merak etmemiş, sormamıştım bugüne kadar. Bir yandan da çok mutluydum. İyi ki bu kararı almış iyi ki o kavgaları etmiştik.
Onula sohbet etmekten, onu tanımaktan çok keyif alıyordum. Ahmet’te bu durumdan memnundu. Benimle konuşmayı seviyor, düşüncelerimi alıyor ve gün içinde fark ettiklerini okuduğu kitaplarla ilişkilendirerek bana anlatıyordu. Ayşecik de halinden pek memnundu. Babasının kucağına oturuyor ve bizi izliyordu, o da artık çizgi filim izlemeyi bırakmıştı.
Şimdi muhtemelen kitap alacağım diye tutturmasının sebebi buydu. Bizden etkilenmiş olmalıydı. 2 ay önce Ahmet’le ayrılma kararı alırken hayatımın bu kadar değişeceğini, küçük ailemle bu derece bir huzuru yakalayacağımı düşünmüyordum.
Mutluluğu bulup çıkartmıştık o saklı kutusundan. Kendimize koyduğumuz sınırlar ve sakınmalarla mutsuz olacağız sanmıştık. Oysa o çizdiğimiz sınırların içindeki bahçe güzelleşmiş, çiçekler açmıştı. Faydasız şeylerden sakınmıştık doğru ama mutluluktan sakınamamıştık. Zararı evimizden çıkardığımızda mutluluk kapımızı çalmış, davetsiz misafir olarak içeri girmişti.
İnsan bu hayatta sakındığı şeyleri belirlediğinde, neye sahip olacağını da belirler aslında. Sakındığın şey zararsa, faydaya sahip olman kaçınılmazdır…
Sakındığımız şeyin zıttı bizi sessizce takip eder. Davetsiz misafir olarak baş köşeye yerleşir. Bize düşen ise neyden sakınacağımıza karar vermektir.
Öyleyse bugün bir kez daha düşünmeye var mısın?
Senin hayatında sakınmak istediğin şey ne?
Ya da… Zıttın da sahip olmak istediğin şey ne?
“Mutluluktan Sakınamamak” için 6 yanıt
-
Cok keyifli bir yazıydı
Bizde evde yapsak iyi olacak
Aksam eşimle bir konuşayım bakalim ;)) -
İnsanın sakınabilme marifeti aslında bir nevi süpergücü 🙂 Neyden sakınırsan zıttını elde etmeye hak kazanıyorsun..
-
Bu hayatta bir insan ne kadar ileri gidiyorsa zıttında da o kadar geriden uzaklaşıyordur. Beni tutan faydasız şeyi hayatımdan çıkardığımda da yerine zıttında faydalı bir şeyi koymam kaçınılmazdır. elinize sağlık.
-
Sonra da “Bu lafları, bu davranışları çocuklar nerden öğreniyor?” diyoruz😁
-
Okuduklarım ben çok etkiledi. Umarım ben de ailemi telefon dışında ilgimizi bize fayda verecek şeylere yöneltebilirim, teşekkürler.
-
Sakınındığın şeyin zıttına mahkum oluyorsun…
Bir yanıt yazın