RAFİNERİ İLİŞKİLER

 Yine hüsran… Her daim feryat figan kalbim…

 Zehir olur başka hayallere kalmaz ki halim…

Radyoda çalan şarkının hayatını kaydırdığı bir gün daha… Bu servis şoförünün derdi ne Allah aşkına? Neden böyle şarkılar açıyorsun, saat sabahın yedisi be adam! Hakikaten hüsran da bu arada… Şu güzel yüzüm gülmeyecek mi benim anlamadım ki…

Melis işe gitmek için yollara koyulmuştu. Sabahın erken saatlerinde her zaman yaptığı gibi hazırlanıp işe gitmek için yola çıkmıştı. Üzerine bir de bu şarkıyı duyunca aklına şu yeni tanıştıkları çocuk gelmişti. Mert ile birkaç gün görüşmüşler ve çok güzel vakit geçirmişlerdi, sanki 40 yıllık sevgili gibiydiler. Sonra bir anda ondan haber alamamaya başlamıştı. O yüzden de aklı bir süredir ondaydı. İlk başta bu kadar iyi giderken ne oldu da bir anda ortadan kayboldu diye anlamaya çalışıyordu. İşin kötüsü bu ilk defa başına gelmiyordu. Neden böyle oluyor diye düşünmekten kendini geri alamıyordu.

İşyerine gittiğinde sevdiği arkadaşı Esra ile kahve sırasında karşılaştılar. Esra hemen fark etti yüzünden bir şeylerin ters gittiğini ve sordu.

–        Canım günaydın, nasılsın? Her şey yolunda mı?

–        Ah Esracım ya günaydınlar, iyi diyelim iyi olsun. Biraz canım sıkkın, hiç bitmeyen gönül meseleleri işte…

–        Kahvemizi alıp biraz hava alalım mı ne dersin?

Kahve içmeye çıktıklarında Melis ilişkilerinin tamamında benzer şeyleri yaşadığını fark etti.

Çocuklarla tanıştıktan sonra ilk birkaç gün her şey yolunda gidiyor gibiyken işin içine birbirini tanımak, karşıdaki için bir şeyler yapma, onunla ilgili birilerini tanıma fikri girdiği an bir davranış değişikliği oluyordu. Eğlenirken, kafede vakit geçirirken, bir yerde yemek yerken aralarında tutan o müthiş kimya ne oluyordu da onu arabayla eve bırakma, biraz ailesinden veya yaşadığı güncel problemlerden bahsetmeye gelince bir anda bozuluyordu… Melis tam bunlardan bahsederken Esra bir anda “şeker sever misin Melis?” dedi. Melis biraz afalladı;

–        Yani severim de ne alakası var şimdi” dedi.

Esra gülümsedi ve anlatmaya başladı.

–        Rafineri edilmiş şeker bir gıdanın işlemlerle tüm lifinden ayrıştırılmış sadece tatlı ve keyifli kısımlarına verilen bir isim. Portakaldaki şekeri değil de akidedeki şekeri istememizin bir anlamı var bu hayatta. Çünkü akide daha çabasız, ağzına attığın gibi tadını alıyorsun. Sindirim problemi yok, emilim problemi yok direkt kana karışıyor. Portakalla kim uğraşacak şimdi öyle değil mi?

Melis afallamış o ifadesini sürdürüyordu ama bir yandan gözleri dolmaya başlamıştı bile. Esra sakinliğini korudu.

–        Arkadaşım o seninle sadece keyifli zamanlarda bir arada olmak istiyorsa o ilişki de rafineri olmuş demek olmuyor mu?

Rafineri kavramını gıda sektörüyle beraber düşünmeye alışkınız, kabul. Gelin birlikte başka bir yerden bakalım. Bir gıdanın rafineri edilmesi demek posalı, lifli kısmından ayrıştırılarak en lezzetli kısmının ayrılması demek oluyor. Portakalda da şeker var ama içindeki şekeri ayırıp yemiyoruz posasıyla, lifiyle beraber yiyoruz öyle değil mi? İşte o da şeker ama rafineri edilmemiş doğal bir şeker. İşte tam da bu yüzden portakal şekerli bir içeriği olmasına rağmen faydalı ama toz şeker ise tüm besininden, lifinden ayrıştırılmış bir şeker olduğu için zararlı oluyor.

İlişkiler sürekli keyifli, hazlı, eğlenceli… Böyle bir ilişki var mı dünyada? Yok. Varsa da kısa sürüyor çünkü çok “şekerli” oluyor işte, hemen bayıyor insanı, fazla geliyor.

Günümüzdeki ilişkiler de tüm bedelinden, zahmetinden ayrıştırılmış şekilde sadece hazla yürütmeye çalıştığımız ilişkilere doğru gidiyor. Rafineri ilişkilere doğru… Kimse, kimse için bir şey yapmadan, hatta kılını kıpırdatmadan çok sevilmek, çok değer görmek istiyor. Bu yüzden ilişkiler hep hayal kırıklıklarıyla ilerliyor ve nihayetinde tamamen bitiyor. İnsanın ilişkilerden beklentisi sadece keyif almak, haz almak olduğunda en ufak bir pürüzde çekip gidesi geliyor.

İlişkileri iyi kılan hazlı kısımlarının yanında faydalı kısımlarının da olmasıdır. Sadece haz ne kadar anda keyif verse de sürekli şeker yiyemez insan, faydalı ama biraz daha zahmetli gıdalara da ihtiyacı var.

Günümüzde sık duyduğumuz o psikolojik tabirlerin ana mantığı buradan çıkmıyor mu o zaman? Ghosting mesela… Pat diye gitti, kayboldu ortadan öyle mi? Bir sebebi var… Ya da love bombing… Başlangıçta o keyfi, hazzı yaşamak için ilginin de sevginin de aşırısını verip sonra o ilgiyi alakayı sürdürememek demek değil mi? Ne başlangıçta sevgi bombardımanına tut ne de ortadan kaybol. O değil o da değil… (:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner