Kapı yine gece yarısına doğru açıldı. Anahtarın sesi, evin sessizliğinde fazla yankılıydı. Kadın koltukta oturuyordu; televizyon açıktı ama bakmıyordu.
- “Uyumadın mı hâlâ?” dedi adam, ceketini çıkarırken.
- “Uyudum,” dedi kadın. “Sonra uyandım. Sonra yine uyudum. Sonra saatle konuşmaya başladım.”
Adam gülümsedi.
- “Yoğun bir gündü. İki toplantı, bir akşam yemeği…”
Kadın başını salladı.
- “Benim de yoğundu. Sabah kahvemi yalnız içtim, öğlen pencereyle sohbet ettim, akşam da senin tabağına yemek koyup geri kaldırdım.”
Adam duraksadı.
- “Bunları niye söylüyorsun şimdi?”
- “Çünkü şimdi buradasın.” dedi kadın. “Bunları başka zaman söyleyemiyorum. Ya yoksun ya da yorgunsun.”
Adam koltuğun kenarına oturdu.
- “Bunları senin için yapıyorum. Bu hayat… Bu ev…”
Kadın sustu. Sonra yavaşça konuştu:
- “Bu ev çok güzel. Ama bazen yankı yapıyor. Sesim bile bana geri dönüyor.”
Adam gözlerini kaçırdı.
- “Ne istiyorsun benden?”
- “Akşam yemeği istiyorum,” dedi kadın. “Soğumamış. Birlikte yenmiş. Telefonu masaya koymadan.”
Adam iç geçirdi.
- “Her şeyi bırakamam.”
- “Bırak demiyorum,” dedi kadın. “Sadece biraz gel. Fiziken değil, gerçekten gel.”
Sessizlik oldu. Adam saatine baktı, sonra fark edip kolunu indirdi.
- “Yalnız mısın?” diye sordu.
Kadın gülümsedi ama gözleri doluydu.
- “Hayır. Evliyim. Bu daha zor.”
Adam kalktı, mutfağa yöneldi.
- “Yemek var mı?”
Kadın ayağa kalktı, tencereyi ocaktan indirdi.
- “Var. Hep vardı…”
- “Sabret.” dedi adam her şey düzene girecek.

Kadın inandı, sabretti. Sonra çocukları oldu. Çocukla gelen terfiyle beraber başka şehir, daha büyük ev daha iyi gelir diye düşündü. Ama gerçek hiç de öyle iyiye giden bir portre sunmuyordu. Zaman geçtikçe onlara fazla gelen her şey de yük oldu.
Bir gün yine tartıştılar.
- “Bu evde nefes alamıyorum.” dedi kadın. Kapıya yöneldi, sonra durdu.
- “Ben sensiz hiçbir yerde iyi değilim.” dedi adam. İşte o cümle, her şeyin kırıldığı yerdi.
Sonrası hemen güzel olmadı. Yavaş yavaş oldu. Gürültüyü azalttılar önce, beklentileri, kelimeleri ayıkladılar aralarından…
Bu evliliği bu kıvama getirebilmek için çok şeyler feda etti, ikisi de…
Küçük bir eve taşındılar ilk önce. Taşındıkları akşam yerde oturup çay içtiler.
- “Burası küçük değil mi?” dedi adam.
- “Dünyamız ilk kez büyük.” dedi kadın.
Artık daha sade, küçük bir evdeler… Bakıcılar, lüks arabalar yok ama bir kıvam vardı evliliklerinde. Ailelerini kucaklayacak kollara yetecek bir kıvam.
Şimdi akşamları konuşmaları kısa.
- “Yoruldun mu?” diye soruyor adam.
- “Geçti.” diyor kadın.
Gerçekten geçmiş oluyor çünkü roller yerli yerinde bu yeni düzende. İşinde geçireceği vakit ile evinde geçireceği vaktin dengesi var artık.
Eskiden birbirlerini duyamıyorlardı, şimdi az konuşuyorlar ama kalpten. Gülen gözlerle karşılıyorlar birbirlerini.
Ve her gece şunu düşünüyor kadın; “Evinde, işinde, ilişkilerinde kıvam olmadığı sürece tam hissedemiyorsun.”
“Sade Hayat” için 15 yanıt
-
Son zamanlarda evler büyüdü, ilişkiler küçüldü… diye bir yazı çıkmıştı karşıma. Tam da bu durumu anlatan bir gerçeklik… İnsanlar artık “ev-leniyorlar” sadece ev… ve sonra bitmek bilmeyen problemler… Teşekkür ederimm bu samimi yazı için 💐
-
Bu adam ben olabilirim. Hep içimden keşke aileme daha fazla zaman ayırsam diyorum.
-
kıvam ne kadar da önemli hayatımızda
hep de daha fazlasını isterken kaçırdığımız en önemli detaymışsağolun var olun
-
Tektaş yüzük, gelinlik, damatlık, kına gecesi, beyaz eşyalar, mobilyalar… Evlilikle ilgili derdimiz bunlardan ibaret oldu. Hiçbirimiz “Bir evlilik nasıl yürütülür?” diye merak etmedik. “Sade” bir hayat eşlerin muhabbetini arttırmaya yetip de artıyormuş meğerse…
-
Kalbe dokunan bir yazı olmuş, emeklerinize sağlık 💐 Şimdilerde neredeyse her evde yaşanan bir problem… “Böyle olması gerekiyor” diye baktığımız her şey ömrümüzü tüketiyor farkettirmeden… Bu his tek başına bile kıvamı bozmaya yetiyor!
-
O yüzden eskiler az olsun öz olsun diyorlar. Kaleminize sağlık
-
ilişkilerde en sık karıştırılan şeyi çok sade anlatmışsınız…: birlikte olmakla temas etmek aynı şey değil…
Aynı evde, aynı hayatta, aynı cümlelerin içinde olup yine de yalnız kalınabiliyor. Çünkü mesele zaman değil; orada olma hâli.
İlişkide çok önemli nokta… emeğinize sağlık💕 -
Okurken gözlerim doldu. Kadından mı adamdan mı bilmem. Ama birşeyler düğümlendi.
Kıvamı bulmak ne kadar önemliymiş bir kere daha gösterdiniz. Kaleminize sağlık, yüreğinize sağlık. 😊 -
Günümüzde bir.ok evliliğin ortak problemi artık bu sanırım… Bir çift ama birleşememiş… Dertleri ayrı, problemleri ayrı ve ne yazık ki hayatları ayrı. Sadece aynı çatı altında yaşamak zorunda kalan iki kişi… Oysa ortak hedefler, ortak keyifler, ortak dertler ne kadar kıymetli. Gerçekten birleşmek nasip olsun hepimize…
-
Çok yakın çevremden bir çift aynen bunu yaşadı. Standartlarımızı yükseltelim derken birbirine olan temasını azaltıyor insan. Sonra şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor. “Bana bize vakit ayırmıyorsun”. İnsan bazı şeylerin hesabını çok yanlış yapıyor. Ve fatura ağır geliyor. Elinize sağlık
-
Süpürgenin bile sanki 3 çeşidi evde olmayınca temizlik yapılamıyormuş gibi algılandığı bir dönemdeyiz. Ama kıvamında olan herşeyin bereketli olduğunu anlatan güzel bir yazı ☺ Ellerinize sağlık ☺
-
İlk evlendiğimizde 1+1 40 m2 ydi evimiz
Hatta bebeğimiz 3 aylık olana kadar orada oturduk.
Hayatımızın en guzel günleriydi
Hep bir aradaydikSimdi 4+1 dubleks evde görmüyoruz birbirimizi
Bana o gunleri hatırlattınız teşekkür ederim
-
Bizzat yakınlarımdan bir çiftte birebirini yaşadık. İnsan yaşam kalitesini arttırmayı yanlış anlıyor olabilir mi diye düşündürdü… Aynı evin içinde köşe kapmaca oynamaya dönüyor iş. Şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor. “Bana, bize vakit ayırmıyorsun”. İnsan bunu bir anlasa hayat bayram olur herhalde
-
keyifli ve mutlu bir ilişkinin anahtarı kıvam..
-
Bir şeyler içi çaba harcıyoruz bambaşka yerlerde. Sonra bir fark ediyoruz ki çaba harcadığımız şeyden ne kadar uzaklaşmışız… Konfor için, mutlu olalım diye gece gündüz çalışıyoruz ama ne konforluyuz ne de mutlu…
Bir yanıt yazın