Hayat, genellikle bir şeyleri düzeltmeye çalışmakla yani “arınmakla” geçen bir süreç olarak görülür. Ancak bir insanın kendi potansiyelini inşa etmesindeki en kritik aşama, kirlendikten sonra temizlenmeye çalışmak değil, kirlenmemek için gösterilen iradedir. Yani, arınmadan önce sakınmak….
İnsanın zihinsel dünyası da bir bahçe gibidir. İnsan bazen bahçeye sürekli yabani ot tohumları, boş işler, lüzumsuz kaygılar, verimsiz uğraşlar, eker. Bir süre sonra bunları temizlemek için harcanan enerji ya da o bahçeyi güzelleştirmeye harcanan enerjiden daha fazla olur. Oysa “sakınmak”, toprağın verimini en başta korumaktır.
Sakınmak, bir tercihtir, boş işlerden uzak durmakla başlar. Basit bir “hayır” deme eylemi değil, hayatın kısıtlı süresini en değerli olana ayırma bilincidir.
Bir insan günün büyük kısmını değer üretmeyen, ruhunu beslemeyen veya zihnini bulandıran uğraşlara ayırıyorsa, o kişi aslında kendi geleceğinden ödünç alıyordur. Sakınmak, bu sızıntıyı durdurmaktır.
İnsan, zihnini sürekli olarak dijital gürültüyle, dedikoduyla ya da başkalarının hayatlarıyla meşgul ettiğinde, kendi iç sesini duyamaz hale gelir. Sakınmak; gereksiz bilgi akışını kesmek, “tüketim” odaklı yaşamdan “üretim” odaklı yaşama geçmek için ilk adımdır. Zihin ne kadar temiz tutulursa, anlam üretme kapasitesi o kadar artar.

“Her şeye evet” diyen insan, hiçbir şeye derinlemesine vakit ayıramaz. Sakınmak, potansiyeli dağıtan değil, toplayan seçimler yapmaktır. Bu, sevmediği ama toplumun kişiden beklediği uğraşlardan uzak durmak veya geliştirmeyen çevrelerden arınmak anlamına gelir. Enerji sadece anlamlı olan işlere saklandığında, üretim de doğal olarak artar.
Boş işler, insanın hayatındaki anlam boşluklarını “sahte toklukla” doldurur. Ancak bu geçici bir doyma hissidir. Sakınan insan, o boşluğu anlamlı bir uğraşla, bir zanaatla ya da derin bir öğrenme süreciyle doldurur. Üretim, sadece ortaya bir ürün koymak değil; kişinin kendisini, yeteneklerini ve değerini yaşamına katmasıdır.
Arınmak ise; hata yapmak ve yaptıktan sonra pişmanlıkla geçilen uzun ve sancılı bir yoldur. Ancak sakınmak, o yola hiç girmemektir. İnsan, vaktini ve enerjisini boş olanın uzağında tuttuğunda, hayatı üzerindeki kontrolü artar. Bir ressamın tuvalini temiz tutması gibi, biz de zihnimizi lüzumsuzluklardan sakındığımızda, üzerine çizeceğimiz resim yani ”hayatımızın eseri” çok daha net, parlak ve anlamlı olur.
Anlamlı bir hayat, temizlemek için uğraşılan bir hayat değil, baştan itibaren temiz tutulmaya çalışılmış bir hayattır. Boş işlerden sakınmak, kendimize olan saygımızın bir göstergesidir.
Vaktimizi ve zihnimizi neye adarsak, aslında hayatımızın kalitesini de o belirler.
Sakındığımız her “boş şey”, kazandığımız bir “anlam” olarak geri dönecektir. Üretkenliğin sırrı, sadece çok çalışmakta değil, neyin üzerinde çalışmaktan ısrarla kaçındığınızda gizlidir.
“TEMİZ TUTMAK” için 2 yanıt
-
Belki de gerçek disiplin, yanlışları düzeltmekten önce yanlışların yerleşmesine izin vermemektir. Sakınmak bu yüzden bir eksiltme değil, aslında daha anlamlı bir hayat için bilinçli bir biriktirme süreci olabilir…
EmeğiniE sağlık🦋
-
Detoks kamplarına giden yüzü botokslu kadınları getirdi aklıma. En baştan zehirden sakınsaydık, arınmaya ihtiyacımız kalmayacaktı. Sebep-sonuç ilişkilerinin altı doldurularak, sakınmak isteyenlere bir başvuru metni olmuş. Teşekkür ederiz 🙂
Bir yanıt yazın